Mekan açmak kolay değil, kirası, maaşı, hava parası, bla blası. Zor iş. Kabul ediyoruz.
Ama elimizde yeryüzündeki bütün kültürlerde ve dillerde kabul gören bir gerçek var: Eğer bir işi hakkıyla yapamıyorsun, yapmayacaksın.
Bazen bu kadar basit.

Dakika bir gol bir. Ne kadar kalabalık olursa olsun, yeni gelen birini bir "Hoş geldin" demeden ve isteğini sormadan 10 dakika bekletemezsin.
Bazı yemeklerin masaya gelme süresinin ortalamanın üstünde olduğunu kabul ediyoruz ama bir Türk kahvesi için 20 dakika bekleten mekan var.
Menülerde fiyat yazmaması çok lüks bir mekanda oturuyor olduğunuzu da gösterir, kabul. Lakin öyle bir mekanın bu liste içinde yer alması pek de makul değil. Bizim sözümüz, "Fiyatları yazmayalım da gönül rahatlığıyla 'iteleyebilelim'" diyen yaban çakallarına.
"Hoaydaaaaaa" tepkilerinizi güneşe doğru fırlatın. Bu konuda gayet ciddiyiz. Biraz daha fazla para kazanmak için sola döndüğümde yan masanın nar ekşili salatasına giriyorsa elim, orada problem var demektir.
"Abi köfteciyiz ama cheesecake de satabiliriz, İskender döner satıyoruz ama bu ara noodle da baya bir popi" şeklinde yaklaşımların kafasına fırıncı küreğiyle vurabilirsiniz. Biz örneklerde biraz mübalağa sanatı kullandık ama siz ne dediğimizi anladınız.
Adana kebabı ele alalım. Herkes en güzel kebabın kendisinde olduğunu söyler ama kebabın olmazsa olmaz özellikleri vardır. Adanalılar bilir. Harbi Adana kebabı çiğ köfte gibi sağlam olmaz, çatalı değdirdiğin anda dağılmaya başlar. Bu ve buna benzer hataları yapan mekandan koşarak kaçın.
Büyük ustalar anlatsın. Biz bu kültüre yetişemedik maalesef. Gerçek usta, yapacağı yemeğin ölçüsünü, zamanını bilir. Günde 200 tabaklık yaptığında en güzel lezzete ulaşacaktır. Daha fazla kazanmak için, daha fazla tencere ısıttığında lezzetinden ödün verecektir. Vermez.
Siz hiç evinde çamaşır makinesi olduğu için komşulara hava atan birini gördünüz mü ya da akıllı telefonu olduğu için bunu alnına yapıştırıp gezen birini? Göremezsiniz, çünkü artık herkeste var. Wi-fi var diyerek bunu mekanın girişine asan biri de aynı böyle. İnternete o kadar geç kaldıysa nelere geç kalmıştır, girmeyin oraya.
Yalnızca bizim kültürümüz için konuşuyoruz. Bizde çoğu zaman yemekten sonra, biraz samimi bir mekansa çay gönderilir. Bunu da çoğu zaman mekan sahibi teklif eder. Bu teklif, çayın ikram olduğunu gösterir. Hesapta çayı görüyorsanız, o mekanı kara kaplı deftere kaydedebilirsiniz.
Ayak bastı parası konunun gerçek ifade edilme hali değil tabii ki. Biz kuver vb. durumlara gönderme yapmaya çalıştık. Ve sanırım yeteri kadar anlattık.
"Meşhuuuuuuur Osman Usta". Türkiye'de 27.894 tane falan varlar.
Siz ne istediğinizi spesifik olarak ifade etmeyi unutsanız bile, mekanın sizi uyarması gerek. Siz yalnızca bira istediğinizde mekanın hangisi olduğunu size söylemesi gerek.
Bu tutum da yaban çakallıkları kategorisine giriyor. Su ortalamada kaç paraya satılıyor? 1,5 lira diyelim. Ama onlar büyük su. Biz küçüğünden satalım, daha kar ederiz. Aferin size.

Sizi bilmiyorum ama ben kendimi pazarda domates alacakmış gibi hissediyorum öyle durumlarda. Artık senin ne kadar özelliğin kalabilir ki.
Trileçe ünlü oldu diye neredeyse trileçe satan berber vardı bir aralar. İşte o berberde yemek yemeyin.
Şahsi anlamda birkaç defasında mekanı terk edip sonra yolumun düştüğünde ödeyecek kadar sinirlendiğim bir konudur. Adamın işi olabilir, zamanı kısıtlı olabilir, o hesabı 10 dakikada getiremezsin arkadaş. Mümkün değil.

Velhasıl, bu detaylarla karşılaştığınız mekanları ya acilen terk edin ya da bu mekanlara gitmeyin. Bizce.
Not: Her zaman olduğu gibi şimdi de "İstisnalar kaideyi bozmaz"
Bir Mekandan Koşarak Kaçmanıza Neden Olacak 17 Kalitesiz Detay Tarifini Deneyenlerin Yorumları
2Elifcan Duygun 30 Nisan 2017 20:48
Erdağ Yapı Dekorasyon 28 Ocak 2016 13:51