Annelerimizin eteklerinde dolanarak girdiğimiz serüvende biz büyüdükçe gözlemlerimiz de gelişti. Önce mutfağın neredeyse büyülü bir dünya olduğunu öğrendik sonra da her dünyanın kendine ait kuralları olduğu gibi mutfağın da kurallarının olduğunu.
Arkadaşlarımızın evine konuk olduğumuzda gördüğümüz şey ise daha çok kafamızı karıştırdı; tüm sistem neredeyse aynıydı. Evet, gözlerimiz yanlış görmüyordu çünkü annelerimiz mutfakta neredeyse çift yumurta-lar-lar-lar ikizi haline geliyordu.
At avrat mutfak.
Yani Orta Asya’dan gelen Türklerin diline pelesenk olmuş at avrat silahın anne versiyonu. Yıllar geçse de değişmeyecek ve bizi asla yabancılaşmış hissettirmeyecek olan anne mutfak alışkanlıkları.
Anne, sen misin?
Bulaşık makinesine asla güvenmeyen, üzerinde biraz da olsa kir kalsa “E bu şimdi iyi yıkamaz.” diyerek kendi yıkayandır. Aslında bulaşık makinesi alınmadan önce de şunları söylemişliği vardır: Bi’ bulaşık makinem olsa da ben de elde yıkamaktan kurtulsam.
Geri dönüşüm diyorsak en kısa sürede tekrar kullanmaya hazırlamak. O market poşeti kısa bir süre sonra odamızdaki çöp sepetinin poşeti olabilir, taşımamız gereken basit bir şeyin poşeti olabilir ya da en iyi ihtimalle kalorifer arasında 1 yılı tamamladıktan sonra delik deşik olabilir. 
Halbuki yeni paketlerde taşa rastlamak çok zor. Ancak güven olur mu? O pirinçler önce tepsiye dökülecek, ardından bir taraftan küçük el hareketleriyle aşağı doğru çekilerek ayrılacak. Hoşa gitmeyen pirinçler çürük elma vasfında kenara ayrılacak. Atomu parçalasan daha çabuk yapardın be anne.
Kahvaltı masasında kalması muhtemel peynir, zeytin, kaşar peyniri ya da diğerleri. Üzerleriniz en kısa sürede jelatinle kaplanacaktır çünkü annelerimiz sizleri böyle açık görmeyi sevmez. Tahammülü yoktur. Bugün yenmediniz diye yarın yenmeyeceksiniz gibi bir kural da söz konusu değil. Siz en iyisi dolapta kuzu kuzu yatın. (Yenmedi, atılmaktan son anda baba midesine girerek kurtuldu)
Kapının kolunda ya da mutfak evyesinin altındaki dolabın kulbunda asılı durur. Kısa vadelerde yıkanır, çamaşır sulanır ve tekrar tekrar kullanılır. Eğer eller çok ıslakken silinirse anne çıngar çıkarır. Çünkü o bez dünyanın en çok amaçlı götürgecidir. Nihale de olur, mutfak eldiveni de, el silme bezi de.
Günün hangi saatinde olursa olsun eğer beklenmeyen bir ses gelirse annemiz zınk diye mutfakta biter. Kendi yaşam alanına kast edilmiş gibi hisseder. O anda salon kapısının açılma sesi duyulur, mutfağa koşan anne gelir. O gelince her şey bir anda yerli yerine gelir.
Hala bazılarımızın kurtulamadığıdır. Sürahi her doldurulduğunda o dantel sürahinin üzerine gelir. Su içmek isterseniz sistem bellidir: Önce sürahinin üzerindeki dantel kaldırılır, sonra bardağa su koyulur. Su içilir ve bardak tezgaha bırakılır.
Unuttuysanız hatırlatalım: Dantel tekrar yerine koyulur.
Bu doğaüstü güç anne ve çocukları arasında sonsuza kadar devam edebilecek bir güçtür. Anne çay suyunu koyar, demi hazırlar. Salona gelip bir şeyler izlemeye ya da örmeye başlar. Diğer odadan çıkan çocuğun kapı sesini duyan anneden bir ses gelir: Kızım bak bakayım, kaynadı o su. Evet, tebrikler. Uzaktan kumanda görevi gören anne sesiyle tanıştınız.
Tam olarak şöyle olur; çocuklar ya da eşi bir süredir evde pişmeyen bir yemekten dem vururlar. Örneğin fırında makarna ya da yaprak sarma. Önce göz ucuyla bakıp kulak ucuyla dinleyen anne bunları yapılacaklar listesine yazar. Bir beyaz yakalı gibi yaptığı to-do list’teki işleri bitirince genellikle üç gün sonra ya da hafta sonu o yemek bir anda oluverir.
Anneler, annelerimiz. Mutfağı temizlerken tüm dünyayı temizliyor gibi hisseden annelerimiz. Mutfak evyesini her seferinde çamaşır sulayıp bir süre bekleten ve sonra suyla güzelce yıkayan annelerimiz. Delindi o evye, delindi.
Ana yüreği üçe bölünür: eş, çocuklar, sarı bez. En az mutfak havlusu kadar her alana yetişir ancak onun çok büyük bir farkı vardır. Tekrar tekrar kullanılır, her seferinde yıkanır ve en son evyenin önüne dikdörtgen şekilde katlanarak koyulur. Değişmeyen tek şey sarı bezin kendisidir.
Her şeyin yeri bellidir. O dolaplarda neler vardır, hangi sıraya göre dizilmiştir. Çorba kaserlerinin önünde minik kaseler mi vardır? Bunların hepsini bilir ancak o Fibonacci dizimini asla bozmaz. Eğer bozmak isteyenler varsa onları kati surette laflarıyla döver. Bu konuya kirliye ayrılmış tarafa koyulan temizler ve temize ayrılmış tarafa koyulan kirliler de dahildir.
Kendisi içerideyse ve mutfaktan bir şangırdama sesi geliyorsa: Ama dikkat edin biraz, sallam pullam yürüyorsunuz. İyice sakarlaştınız. 24’lü porselen takımından 4 tane kaldı artık.
Kendisi bir şey kırdıysa: Ses yok. (Arka planda parçalanan eşyaların toplanma sesi)
Çünkü bu tarifleri ya eskiden altın günlerinde yapıyordur, ya arkadaşında denemiş beğenmiş ve tarifini almıştır ama hiç yapmamıştır ya da öyle bir ezberlemiştir ki ihtiyaç duymaz. Ancak o defter çok nadir zamanlarda açılır. Genelde bu zamanlar da hep bayram seyrandır.
Evyeden önce çamaşır suyuyla sildiği tezgahın üzerine kirletebilecek herhangi bir şeyin konulması için 5 saniye kuralı değil 15 dakika kuralı vardır. Çay koymak isteseniz su damlayabilir, yemek yemek isteseniz kesin kırıntı dökersiniz. 15 dakika sonra anne ortalıkta yokken şansınızı deneyin.

Mutfak mermerinin altından sesleniyoruz. 4 çekmeceli bir hikaye bu. Türkiye’deki her evde aynısını görmek mümkün. Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisinde değişiklik olur, annelerin ihtiyaçlar hiyerarşisinde değişiklik olmaz.
Gayet açığız galiba :P
Annelerin Yüzyıl Geçse Asla Vazgeçemeyeği 17 Mutfak Alışkanlığı Tarifini Deneyenlerin Yorumları
3Lawrence Block 9 Mayıs 2016 11:44
nezahat ecioğlu 4 Mart 2015 09:02
emel 28 Ocak 2015 09:23