Tüm folklorümüzle olduğu gibi mutfak kültürümüzle de çok renkliyiz Türkler olarak. Hatta o kadar renkliyiz ki bazı yemeklerimizin isimleri lezzetlerinin de önüne geçip insanı düşündürüyor...
'Acaba bu yemeğin ismini kim koydu? Daha önemlisi NEDEN?'
Sen kalk, çikolatası üzerinden akan, bir bakanı bir kez daha baktıran, kokusuyla insanı kendinden alan, lezzetiyle yakan mis gibi bir kek yap, sonra git o keki ağlat. Hiç yakıştı mı şimdi bu?
Bi kere, centilmenliğe sığmıyor.
Pancara böyle, afedersiniz 'çükündürük' bir isim koymak neden peki canısı?
Seksist olduğu yetmiyormuş gibi bir de dul bırakmışız zavallı çorbayı. Olmadı...
Birisi çıkıp buna kulak diyelim demiş, kimse de kulak asmamış. Canımız sağolsun.
Bakın, şimdi bu güzelim börek kalkıp 'Neden bana bu ismi koydunuz?' diye ağız burun dalsa hepimize, haklıdır.
Çk ktym.
Ben sizin akıl hocalarınızı da tanıyorum.
Efendi gibi hamur kızartması diyememişiz. İlla ki, bi şakalar bi komiklikler.
Ben hayatımda böyle bir sahiplenme görmedim.
Şekli şemali benzese 'eli böğründe'ye anlardık. Bildiğin fırın yemeği bu ayol!
Yemeğin bir tarafı sulu olacaksa, bu kısım kuyruk olmalıydı zaten. Bravo!
Bunun bi de müdürü var. Ama o ayrı konu.
Dizisi çekilse kendisini Kenan İmirzalıoğlu canlandırır. Öyle yakışıklı meze...
Bkz.: Kelecoş, Gelecoş. Tüm alternatifler birbirinden özel!
Uçan memeliye ne denir?
Ay bana bi gülme geliyor hafiften.
Dikkatinizi cezbederim, bu tatlı, içeriğinde bütün bir muz da barındırıyor.
Onlara Koyduğumuz İsimler Yüzünden 1 Dakikalık Saygı Duruşunu Hak Eden... Tarifini Deneyenlerin Yorumları
2Moonligt Last 16 Ocak 2016 22:27
özgeözgider 26 Kasım 2015 17:00