Bakın, bir konuda anlaşalım. Çok özel insanlarız ve herkes için standart terimler olması gerektiğinin aksine, hoşumuza gitmiyor, zor geliyor bize. Bir türlü tatmin olmuyoruz, yetersiz geliyor. Türkçe'nin yüzü suyu hürmetine midir nedir, istedikçe istiyor, ürettikçe üretiyor, kelimelerin yerine daha enteresanlarını uyduruveriyoruz.
Sokakta mahalle muhtarı, evde kedi, mutfakta da bittabi jargona hakim birer aşçı olduğumuz için bu güzelliği yemek yaparken kullandığımız dile de aktarıyoruz.
Öyle enteresan kelimelerimiz var ki, ilk duyduğumuzda ne denilmek istediğini şıp diye anlasak da, iş pratiğe gelince hafiften afallamak kaçınılmaz oluyor.
Misalse:
Baş parmak ve işaret parmağı işliyor olmalı, anladığım kadarıyla.
Hamuru yoğururken, diğer eliyle de kulağına dokunarak karşılaştırma yapmayan bizden değildir.
Bu deyimle minik minik doğramak anlatılmak istenmiş, harika bir şekilde de anlatılmış fakat örnekte sıkıntı var.
'Atem tutem ben seni; şekere katem ben seni...'
Kafalar bu konuda hep karışık. Aklınızda olsun, genellikle kulak memesi kıvamında yeteri kadar 'almış' oluyor.
O köftelere hadlerini bildirin! O bifteklerde çekilmedik kulak bırakmayın!

Kavuruyorum kavuruyorum pembe olmuyor????

Yemek suyunu çekince yumuşacık olur tabii, tadına doyum olmaz...
Parmağını iyice gerdirip birinin burnuna 'pıt' yapacakmışsın gibi.
Bırakın, etin suyu içinde tutuklu kalsın...
Göz göz olunca tavadan alınmış nefis bir pancake'e hayır diyecek halimiz yok.
O tane tane pirinçlerin üstünde tereyağının kokusu burunları delmeli, nohut, üstüne biraz tavuk, yanına yoğurt ve hatta bolca karabiber...
'Bi taşım kaynatma'nın erkek kardeşi...
Durduk Yerde Kafa Karıştıran Yalnızca Bize Özgü 13 Enteresan Mutfak Te... Tarifini Deneyenlerin Yorumları
2Müjde Ayar 25 Mart 2016 08:00
Kerem Kaynar 24 Mart 2016 20:30